'Parlamenter sistem 140 yıldır istikrar getirmedi'

‘Parlamenter sistem 140 yıldır istikrar getirmedi’

İSA TATLICAN

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Başkanlık sistemini halka götürelim” çağrısına hükümetten olumlu yanıt gelmesinin ardından, parlamenter sistemdeki değişim tekrar ülke gündemine geldi. Hükümetten gelen ilk sinyaller önümüzdeki ilkbaharda referanduma gidileceği yönünde.

‘SORUMLU MUHALEFET ÖRNEĞİ’

Son kamuoyu araştırmalarına göre, başkanlık sistemine toplumsal yardım tez artarken toplumun manâlı bir bölümünün bu konuda bilgi sahibi olmadığı anlaşıyor. Başkanlık ve tüzük değişikliği hakkında bundan daha sonra yaşanacak süreci, TBMM Tüzük Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop’a sorduk.

Devlet Bahçeli’nin çağrısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Siyasi partilerin dünya görüşlerindeki ayrımlar sebebiyle farklı ilke ve programlara sahip olmaları da tabiidir. Ama her dinç demokrasi, siyasi partilerin ve sivil grupların farklılıklarına karşın, sistemde bir tıkanıklık yaşandığında veya toplumun bütününü ilgilendiren kayda değer bir konuda halka başvurur. Bu açıdan bakıldığında, Sayın Bahçeli’nin teklifi, demokrasinin gereğidir ve sorumluluk sahibi muhalefet örneğidir.

AK Parti Meclis’te referanduma götürecek 330 yeter sayısını yakalayabilecek mi?

AK Parti’nin genel kurula taşıyacağı tüzük değişikliğinin 330’un üzerinde kabul oyuyla referanduma gideceği kanaatindeyim. Bundan Başka AK Parti olarak biz, kabul sayısı 367’yi aşsa deha değiştirme teklifimizi referanduma götüreceğimizi duyuru ettik. Parti olarak bizim en manâlı farkımız, Türkiye’yi ilgilendiren konularda milleti paydaş kılmaya gösterdiğimiz özendir.

‘TEK ADAMLIK ÇÜRÜK BİR İDDİA’

Yeni tüzük değişikliği neleri kapsayacak?

Yeni tüzük değişikliği, hükümet sisteminin, buna bağlı olarak ilgili kurum ve kuruluşların işleyişinde; yani teşkilat tasarımında değişiklikleri kapsayacak. Bizim daha önce hazırladığımız bir fazla çalışma var. Fazla kısa süre içinde son şekli verilmiş metni ortaya çıkartabiliriz.

CHP ve HDP, başkanlık sisteminin tek adam yönetimine yol açacağı iddiasında…

Türkiye’nin eriştiği demokratik bilinç düzeyi, 15 Temmuz darbe girişiminde milletimizin ortaya koyduğu söylev ile açık bir biçimde ortaya çıkmıştır. CHP, başkanlık sistemine muhalefetine gerekçeler, daha doğrusu bahaneler arıyor. Lakin bu ‘tek adamlık’ iddiasının temeli çürüktür ve bilimsel gerçeklerle de bağdaşmıyor. Dünyada bir çok ülkede başkanlık sistemi mevcut; oralarda ‘tek adamlık’ olmuyor da bizde niçin olsun? Bir De parlamenter sistem iddiasındaki bir fazla yerde ‘tek adamlık’ mevcut. Veri temeli olmayan çürük bir iddia bu…

Başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı prensibinin ortadan kalkacağı yönünde itirazlar var…

Aslında kuvvetler ayrılığı başkanlık sisteminde mevcuttur. Parlamentoda reel, sağlam ve daimi çoğunluğa sahip bir hükümet varsa, yürütme yasamaya dominant olur; güçsüz bir desteğe sahip hükümet varsa, yürütme yasamanın elinde oyuncak olur. Oysa başkanlık sisteminde kuvvetlerin birbirlerinden kesin bir ayrılığı söz konusudur. Parlamento farklı, hükümet yani başkan öbür seçilir; birbirine ast veya bağımlı değillerdir. Dolayısıyla başkanlık sisteminin kuvvetler ayrılığını ortadan kaldıracağı iddiası cehaletin ürünüdür.

Başkanlık sisteminde meclisin rolü ne olacak?

Parlamentonun 2 esas görevi vardır: Yasama ve yoklama. Parlamenter sistemin, saf haliyle Westminster modelinin yasama ve yürütme ilişkisi bakımından sorunlu bir yönü vardır. Hükümet, parlamentonun içinden çıktığı için yasamanın yürütmeyi denetim görevi layıkıyla gerçekleşemez. Yasama faaliyeti de genel olarak yürütmenin kontrolü ile gerçekleşir. Bu yalnızca Türkiye’nin değil, bu modeli benimsemiş tüm demokrasilerin esas sorunudur.

Parlamenter sistemin Türkiye’ye siyasi kararlılık kazandırmadığını mı söylüyorsunuz?

Evet. Özet Olarak özetlediğimizi bu tablo da gösteriyor ama, Türkiye’nin bahis edildiği gibi 140 yıldır sorunsuz işleyen bir parlamenter geleneği değil. Tek parti yönetimlerinin sağladığı ilerleme dönemleri hariç, istikrarsızlıkla ve kesintilerle malul bir siyasi geçmişimiz var. Türkiye’de parlamenter sistemin yerleştiğinden yok, bir türlü yerleşemediğinden laf edebiliriz ancak. Bu bakımdan 50 yıldır devamlı hükümet sistemi arayışları ve başkanlık tartışmaları var. Parlamenter tarihimiz, bizatihi başkanlık sistemi arayışının en manâlı gerekçesidir.

‘2 PARTİLİ SİSTEM FAZLA ZOR’

ABD’de güçlü 2 parti var. Türkiye’de desistem bu yöne gider mi?

2 partili sistem, başkanlık sisteminin gerekli bir şartı yok. Bundan Başka ABD’de Cumhuriyetçiler ve Demokratlar açık havada da partiler var. Fakat Amerikan seçim sistemi üçüncü bir partinin başarılı olmasına fazla da imkan tanımıyor. Aynı durumlar parlamenter sistemin uygulandığı ülkelerde de geçerlidir. Mesela İngiltere’de 2 partili sistem baskınken Almanya, İtalya gibi ülkelerde şart ayrı. Türkiye’nin siyasi tarihi ve mevcut ortamı göz önüne alındığında, 2 partili bir sisteme gidişi kısa vadede mümkün görmüyorum.

TÜRKİYE’YE ÖZGÜ BAŞKANLIK TASARIMI

ABD’de sistem ara sıra tıkanıyor. Bizde de aynı risk olabilir mi?

Bizim öngördüğümüz başkanlık sistemi, ABD’de uygulanana aynı bir sistem olmakla birlikte, Türkiye’nin şartlarına özgü bir tasarıma da sahip olacak.

Türkiye’ye özgü tasarımla neyi kastediyorsunuz?

Her ülkenin kendine özgü bir toplumsal yapısı ve ihtiyaçları vardır. Bu yalnızca başkanlık sistemi için değil, parlamenter sistem için de geçerlidir. Türkiye’de ABD’den bambaşka olarak tek dereceli, lakin iki turlu seçim sistemi olacaktır. Tekrar ABD’den öbür olarak, tek kameralı meclis olacaktır; çift meclisli sistemler daha ziyade federasyon olan ülkelerde mevcuttur. Bizim önerdiğimiz üniter başkanlıktır. Umulan ABD’de federasyon var. Bizim tarihi tecrübemiz, toplumsal yapımız üniter yapıyı zorunlu kılar.

bir de, ABD’de disiplinli parti modeli laf konusu değil. Lakin Türkiye’de siyaset bununla beraber teşkilatlanma olduğu için bizde disiplinli parti sisteminin devamını öngörebiliriz.

‘ÜNİTER YAPIDAN VAZGEÇİLMEZ’

AHaber’de katıldığınız bir canlı yayında “Üniter yapı vazgeçilmezdir” diye bir sözünüz var. Üniter yapı ile ilgili endişeler var, ne diyeceksiniz?

Başkanlık sistemi ile ilgili en önemli hatalı propagandalardan biri de, bu sistemin federal yapıya yol açacağı… Federal inşa ile başkanlık sistemi aralarında bir zorunluluk ilişkisi yoktur. Örneğin parlamenter sistemle yönetilen Almanya federal bir cumhuriyettir. Parlamenter sistem Almanya’da federasyonla yürürken Türkiye’de pekala üniter yapı ile sürdürülmüştür. Federasyonun bu topraklarda tarihi ve toplumsal temeli yoktur. Dolayısıyla Türkiye’nin üniter bir devlet olması, tarihinden getirdiği bir özelliktir; bir tercih yok, bir zorunluluktur.