Emeklilik için yıllarca çalışan ve SGK’ya daha fazla prim yatıran milyonlarca kişinin merak ettiği “Fazladan ödediğim prim maaşıma ne kadar yansıyor?” sorusu yeniden gündemde.
Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, 10 Ağustos 2026 tarihli değerlendirmesinde mevcut emekli aylığı hesaplama sisteminde uzun çalışma süresi ve yüksek prim ödemesinin emekli maaşına beklenen ölçüde yansımadığı görüşünü dile getirdi.
3.600 gün ile 9.000 gün arasında 15 yıllık fark var
Erdursun’un verdiği örneğe göre 3.600 gün prim ödeyen bir çalışan ile 9.000 gün prim ödeyen bir çalışan arasında 5.400 prim günü bulunuyor.
Bu fark yaklaşık 15 yıllık ilave çalışma ve prim ödemesine karşılık geliyor. Mevzuatta prim günü, prime esas kazanç ve aylık bağlama oranı emekli aylığının hesabında dikkate alınsa da Erdursun’a göre bu farkın emeklinin eline geçen nihai tutara etkisi yeterince güçlü olmayabiliyor.
En düşük emekli aylığı 23 bin 552 TL oldu
2026 yılının ikinci yarısında en düşük emekli aylığı 23 bin 552 TL’ye yükseltildi. TBMM’de kabul edilen düzenlemeyle 5510 sayılı Kanun’un ek 19’uncu maddesindeki 20 bin TL’lik tutar 23 bin 552 TL olarak değiştirildi. Düzenleme temmuz ödeme döneminden itibaren uygulanıyor.
Bu uygulamada hesaplanan “kök aylığı” belirlenen taban tutarın altında kalan emeklilerin ödemesi, mevzuattaki şartlar kapsamında 23 bin 552 TL seviyesine tamamlanıyor.
Kök maaşı farklı olanlar aynı parayı alabiliyor
Erdursun tartışmayı dikkat çekici bir örnekle anlattı.
Bir emeklinin hesaplanan aylığının 18 bin TL, diğerinin 20 bin TL, bir başkasının ise 22 bin TL olduğunu varsayalım. Bu üç tutar da 23 bin 552 TL’lik en düşük aylığın altında kaldığı için emeklilerin hesaplarına aynı taban ödeme yansıyabiliyor.
Böylece sigortalıların prim günü ve prime esas kazançları farklı olmasına rağmen, fiilen aldıkları para açısından aradaki fark ortadan kalkabiliyor.
Yüksekten prim ödeyen de taban aylığa yaklaşabiliyor
Sorunun yalnızca asgari ücret üzerinden prim yatırılan çalışanlarla sınırlı olmadığı belirtiliyor.
Erdursun’a göre asgari ücretin iki veya iki buçuk katı düzeyindeki kazançlardan uzun yıllar prim ödeyenlerde dahi emekli aylığı taban seviyesine yakın kalabiliyor. Asgari ücretin yaklaşık üç katı üzerinden prim ödeyen bazı çalışanlarda ise hesaplanan aylıkların 25-26 bin TL civarında kalabildiğini ifade ediyor.
Bu nedenle uzun yıllar yüksek prim yatıranlarla daha düşük prim ödeyenler arasındaki maaş makasının beklenen ölçüde açılamadığı tartışılıyor.
Fazla prim ödemek emekli maaşını düşürür mü?
Burada önemli bir ayrım bulunuyor. “Çok prim ödeyen herkesin emekli maaşı düşüyor” şeklinde genel bir kural yok.
Emekli aylığının belirlenmesinde prim gününün yanı sıra prime esas kazanç, primlerin hangi yıllarda ödendiği, farklı dönemlerde geçerli aylık bağlama oranları ve güncelleme yöntemleri gibi çok sayıda değişken etkili oluyor.
Erdursun’un eleştirisi de esas olarak fazla prim ödemenin hiçbir karşılığı olmadığı değil, ilave prim ve yüksek kazancın nihai emekli aylığında oluşturduğu farkın giderek zayıflaması üzerine.
2000 ve 2008 sonrası dönem neden önemli?
Emekli aylığı hesaplama yöntemlerinde 2000 ve 2008 yıllarında önemli değişiklikler yapıldı. Erdursun, özellikle 2008 sonrasındaki sistemin uzun süre çalışmanın aylığa olan katkısını önceki dönemlere kıyasla zayıflattığını savunuyor.
Bu nedenle aynı prim gününe sahip iki kişinin bile çalışma dönemleri ve prime esas kazançları farklı olduğunda emekli aylıkları birbirinden önemli ölçüde farklılaşabiliyor.
“Gerçek maaş SGK’ya bildirilsin” teşviki zayıflayabilir
Erdursun’a göre sistemdeki asıl risklerden biri de kayıt dışılık.
Çalışan, daha yüksek ücret üzerinden prim yatırılmasının ileride emekli aylığında yeterli bir avantaj sağlamayacağını düşünürse gerçek ücretinin SGK’ya bildirilmesi konusunda daha az hassas davranabilir. Aynı şekilde emeklilik için gerekli prim gününü dolduran kişiler de kayıtlı şekilde daha uzun süre çalışmanın kendilerine sağlayacağı faydayı sorgulayabilir.
Bu durumun uzun vadede SGK’nın prim gelirleri açısından da sorun oluşturabileceği belirtiliyor.
Çözüm için “prim farkı korunmalı” çağrısı
Erdursun, en düşük emekli aylığı uygulamasının düşük gelirli emeklileri korumaya devam etmesi gerektiğini ancak daha uzun çalışan ve daha yüksek kazanç üzerinden prim yatıranlara da bunun karşılığını verecek bir sistem kurulması gerektiğini savunuyor.
Önerinin temelinde 5.000 gün prim ödeyen ile 9.000 gün prim ödeyen kişinin emekli aylığında belirgin bir fark oluşturulması bulunuyor.
Dolayısıyla gündemdeki tartışma yeni bir SGK kesintisi veya maaş düşürme kararı değil; mevcut emeklilik sisteminde fazla primin emekli aylığına ne ölçüde yansıdığı üzerine yürütülen bir sistem tartışması.





