Düzce Üniversitesi tarafından düzenlenen Vefatının 700. yılında Şeyh Edebali'yi anlamak başlıklı panel gerçekleştirildi.
Düzce Üniversitesi İstiklal Konferans Salonu'nda Panele; İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Ertuğrul, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Vildan Coşkun, İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Emine Gümüş Böke, akademisyenler ve öğrenciler katılım sağladı.
İlahiyat Fakültesi Dekanı ve Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Ertuğrul'un yönetiminde gerçekleştirilen panelde; Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümü'nden Öğr. Gör. Dr. Tuğba Aşan ve Öğr. Gör. Dr. Filiz Tapan, Türk Dili Bölümü'nden Öğr. Gör. Dr. Aslıhan Haznedaroğlu ile Öğr. Gör. Dr. Ayşe Ulu konuşmacı olarak yer aldı.
Anadolu'nun Dönüşüm Süreci ve Şeyh Edebali'nin Rolü
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Ali Ertuğrul, Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecinin kısa sürede gerçekleşen bir olgu olmadığını, yüzyıllara yayılan tarihi bir dönüşümün sonucu olduğunu ifade etti. Malazgirt Zaferi sonrasında Anadolu'nun siyasi yapısında önemli değişimler yaşandığını belirten Ertuğrul, özellikle Moğol istilasının yol açtığı göç hareketlerinin Anadolu'nun sosyal, kültürel ve ekonomik yapısını derinden etkilediğini dile getirdi. Bu süreçte Şeyh Edebali'nin Osmanlı'nın kuruluş sürecine rehberlik eden önemli bir şahsiyet olarak öne çıktığını belirtti.
13. Yüzyıl'da Anadolu ve manevi yükseliş
Panelin ilk konuşmacısı Öğr. Gör. Dr. Tuğba Aşan, “13. Yüzyıl Anadolu'su ve Şeyh Edebali” başlıklı sunumunda, Osmanlı Devleti'nin ortaya çıktığı dönemin siyasi ve toplumsal yapısını ele aldı. 13. yüzyılın, bir yandan Moğol istilası ve iç karışıklıklarla şekillenen buhranlı bir dönem olduğunu, diğer yandan ise tasavvuf düşüncesinin Anadolu'nun her köşesine yayıldığı bir manevi yükseliş sürecini barındırdığını ifade etti.
Moğol baskısı sonucu Anadolu'ya yönelen göçlerin, özellikle ahi teşkilatlarının ve zanaatkârların Batı Anadolu'da yerleşmesine zemin hazırladığını ifade eden Öğr. Gör. Dr. Tuğba Aşan, bu durumun hem ekonomik hem de toplumsal yapıyı güçlendirdiğini ifade etti.
Osmanlı kuruluş anlatılarında Şeyh Edebali
Panelin bir diğer konuşmacısı Öğr. Gör. Dr. Filiz Tapan, “Osmanlı Kuruluş Efsanelerinde Şeyh Edebali Gerçeği” başlıklı sunumunda, Osmanlı'nın kuruluş dönemine ilişkin tarihi kaynakların sınırlılığına dikkat çekti. Bu nedenle söz konusu dönemin anlatımında efsane ve menkıbe unsurlarının öne çıktığını ifade eden Tapan, Şeyh Edebali'nin tarihi kişiliğinin bu anlatılar içinde şekillendiğini belirtti. Osmanlı'nın küçük bir beylikten büyük bir devlete dönüşüm sürecinin açıklanmasında bu anlatıların işlevsel olduğunu da ifade eden Tapan, tarihi gerçekliğin her zaman sorgulanması gerektiğini vurgulayarak konuşmasını tamamladı.
Kimlik inşasında kuruluş anlatılarının yeri
Panelin diğer konuşmacısı Öğr. Gör. Dr. Aslıhan Haznedaroğlu ise “Dede Korkut'tan Şeyh Edebali'ye Kuruluş Anlatılarının Kimlik Tasavvurundaki Yeri” başlıklı konuşmasında, tarihi kimliğin sabit değil; değişken ve çok katmanlı bir yapı olduğuna dikkat çekti. Osmanlı kimliğinin farklı dönemlerde farklı referanslarla şekillendiğini söyleyen Haznedaroğlu, Dede Korkut anlatılarından Şeyh Edebali figürüne uzanan sürecin bu dönüşümün önemli bir parçası olduğunu ifade etti.
Şeyh Edebali'nin nasihatlerinin modern yorumu
Panelin son konuşmacısı Öğr. Gör. Dr. Ayşe Ulu, “Geçmişin Bilgeliği ve Bugünün Psikolojisi: Şeyh Edebali'nin Nasihatlerinin Modern Yorumu” başlıklı sunumunda, Şeyh Edebali'ye atfedilen nasihatleri çağdaş bir perspektifle değerlendirdi. Nasihatlerin bireysel gelişim, liderlik, sabır, adalet ve hoşgörü gibi değerleri merkeze aldığını ifade eden Ayşe Ulu nasihatlerin, bireyin iç dünyasını düzenlemesine katkı sağlayan psikososyal bir rehber niteliği taşıdığını dile getirerek bu öğretilerin günümüz insanının anlam arayışına da ışık tuttuğunu belirtti.





