İş dünyasının tanınan isimlerinden Leyla Alaton, sahip olduğu şirketlerin kontrolünün elinden çıkması olayında mahkemede çarpıcı ifadeler verdi. Istanbul Ağır Ceza Mahkemesinde gerçekleşen duruşmada Alaton, şirketlerini 1 liraya devretme kararının nasıl alındığı hakkında detaylı açıklamalar yaptı. Bu dava, kurumsal yönetim ve güven meselelerinin ne denli önemli olduğunu gözler önüne serdi.
Formalite Bahanesiyle Gerçekleşen Devir
Leyla Alaton'un şirket devri davası, iş hayatında güvenin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koymaktadır. Mahkemede sunulan ifadelere göre, firari sanık Ahmet Özcan, şirketlerin devrini sadece bir “formalite” olarak nitelendirmiştir. Alaton, davada yaptığı açıklamada, Özcan'ın kendisine “Şirketler o kadar dağıldı ki, bunları buraya geçireceğiz, bunu da oraya alacağız” şeklinde formalite çerçevesinde konuştuğunu belirtmiştir.
Bu ifadeler, iş dünyasında sözleşme ve yasal prosedürlerin ne kadar önemli olduğunu vurgulayan kritik detaylar içeriyor. Alaton, sunulan evrakların avukat tarafından getirildiğini ve hiçbir güven anlaşması yapılmadığını dile getirmiştir. Böylelikle, milyonluk bir varlığın devri, basit bir muhasebe işlemi gibi gerçekleştirilmiş oldu.
Kontrol Kaybı ve Gizlilik Stratejisi
Leyla Alaton şirket devri davası öncesinde, şirketlerden uzak tutulmak istenen bir patron olarak yaşadığı dönemleri anlattı. Mahkeme başkanının sorularına verdiği cevaplarda, Ahmet Özcan'ın kendisini Alvimedica'dan mümkün olduğunca uzak tuttuğunu vurguladı. Bu strateji, kontrolün tamamen Özcan'a geçmesi ve şirketin finansal durumunun Alaton'dan gizlenmesi anlamına geliyordu.
Alaton, şirkete ait bilgileri istediğinde, Özcan tarafından “Bilgileri yollayacağız” denilerek oyalandığını belirtmiştir. Böylelikle, şirketin işleyişi ve finansal durumu hakkında bilgi sahibi olmayan bir sahip ortaya çıkmıştır. Bu durum, kurumsal yönetimin en temel ilkelerinden olan şeffaflığın tamamen ihlal edilmesi demektir.
Finansal Çöküş: 23 Milyondan 7 Milyona Düşüş
Leyla Alaton'un oğlu Efe Eros Güneyli, mahkemede verdiği ifadelerde şirketin dramatik finansal çöküşünü ortaya koymaktadır. Güneyli, 2023 yılının Temmuz ayında şirkete dahil olduğunu ve o sırada şirketin cirosu 23 milyon dolar olduğunu belirtmiştir. Kısa bir süre içinde bu rakam 7 milyon dolara kadar düşmüştür.
Daha da önemlisi, şirkete gömülü 400 milyon dolar varlık bulunmasına rağmen, mevcut durumda 50 milyon dolar borç altında olduğunu ifade etmiştir. Güneyli, Ahmet Özcan'ın bu borcu şantaj aracı olarak kullandığını iddia etmiştir. Bu veriler, varlıkların nasıl hızla kaybolduğunu ve yönetimin ne denli kötü olduğunu gösteren somut kanıtlardır.
Operasyonel Felç ve İstihdam Krizi
Leyla Alaton şirket devri davası sırasında, yaşadığı güncel zorlukları da dile getirmiştir. Kendisi, halihazırda 150 kişiye maaş vermek durumunda bulunmasına rağmen, finansal sıkıntılar nedeniyle bu durumun “kıvranma” aşamasına geldiğini vurgulamıştır. Alaton, durumu “el freni çekilmiş araba kullanmaya çalışmak” olarak tanımlamıştır.
Bu metafor, işletmenin tam anlamıyla felç durumda olduğunu ve normal işleyişinin imkansız hale geldiğini göstermektedir. İstihdam edilen 150 çalışanın maaşlarının ödenmesi, şirketin halen ayakta kalmasının son çivisi konumundadır. Durumun iki buçuk yıldır devam etmesi, yaşanan travmanın boyutunu göstermektedir.
Hukuki Sürecin Önemi ve Birleştirilmesi
Mahkemenin 6 sanığı hakkında yürütülen Leyla Alaton şirket devri davası, kurumsal varlıkların korunması konusunda hukuki sistemin önemini vurgulayan bir vaka niteliğindedir. Müştekilerin davaya katılmak istemeleri, bu olayların meydana gelişinin sorumlularının hesap vermesi konusunda kararlı olduklarını göstermektedir.
Savcılık tarafından verilen görüş ve mahkemenin alacağı karar, benzer olaylara karşı bir caydırıcı etkisi olacaktır. Aynı zamanda, diğer iş insanlarının şirket yönetiminde daha dikkatli davranmalarına yardımcı olacak bir jurisprudens oluşturacaktır.
Sonuç: Güvenin Yeniden Kurulması Zorluk
Leyla Alaton şirket devri davası, iş dünyasında güvenin ne kadar kıymetli ve kırılgan olduğunu ortaya koymaktadır. Milyonluk varlıklar, formalite denilerek sadece imza ile elinden çıkabilir. Ancak bunların geri alınması, uzun ve yorucu hukuki süreçleri gerektirmektedir.
Bu dava, kurucuların ve işletme sahiplerinin, yönetim ve kontrol mekanizmalarına daha dikkatli yaklaşması gerektiğini göstermektedir. Şeffaflık, düzenli raporlama ve güvenilir yönetim ekibi, bir işletmenin devamlılığı için vazgeçilmez unsurlardır. Leyla Alaton gibi başarılı iş insanlarının dahi yaşadığı bu sorunu, diğer girişimciler için ders niteliğindedir.





