Türkiye’de yüksek finansman maliyetlerinin şirket bilançolarındaki etkisi daha görünür hale geldi. Bankacılık sektöründe zamanında ödenmediği için takibe alınan kredilerin toplamı, Mart 2026 itibarıyla 679 milyar liraya yükseldi.
Mart 2025’te 351 milyar lira seviyesinde bulunan takipteki alacaklar, bir yıl içerisinde yaklaşık yüzde 93 arttı. Sorunlu kredi stokundaki en dikkat çekici yükseliş ise küçük ve orta ölçekli işletmelerde görüldü.
Takibe düşen KOBİ kredileri aynı dönemde 106 milyar liradan 240 milyar liraya çıkarak yüzde 126 büyüdü. Böylece KOBİ’lerin ödenemeyen kredi yükü yalnızca bir yılda 2,3 katına yaklaştı.
Sorunlu kredilerin üçte birinden fazlası KOBİ’lere ait
Mart 2026 itibarıyla takipteki 679 milyar liralık toplam alacağın 276 milyar lirasını tüketici kredileri ve bireysel kredi kartları oluşturdu.
KOBİ kredilerinden kaynaklanan sorunlu alacakların tutarı 240 milyar liraya ulaşırken diğer ticari kredilerdeki takip bakiyesi 163 milyar lira oldu.
| Kredi grubu | Takipteki tutar | Toplam içindeki pay |
|---|---|---|
| Tüketici kredileri ve kredi kartları | 276 milyar TL | Yüzde 41 |
| KOBİ kredileri | 240 milyar TL | Yüzde 35 |
| Diğer ticari krediler | 163 milyar TL | Yüzde 24 |
| Toplam | 679 milyar TL | Yüzde 100 |
Tablo, sorunlu kredilerin en büyük bölümünün bireysel borçlardan oluştuğunu ancak en hızlı bozulmanın KOBİ tarafında yaşandığını gösteriyor.
KOBİ’leri yüksek faiz ve nakit sıkışıklığı vurdu
Küçük işletmelerin finansal baskı altında kalmasında yüksek kredi faizleri ilk sırada yer alıyor. İşletmeler hem eski borçlarını çevirmekte hem de günlük faaliyetlerini sürdürecek işletme sermayesine ulaşmakta güçlük çekiyor.
Ham madde, enerji, kira, nakliye ve işçilik maliyetlerindeki yükseliş de şirketlerin nakit ihtiyacını artırıyor. Buna karşılık iç talebin bazı sektörlerde yavaşlaması, işletmelerin maliyet artışını fiyatlara tam olarak yansıtmasını zorlaştırıyor.
Satış yapan ancak tahsilat süresi uzayan işletmeler, çalışan maaşı ve tedarikçi ödemesi gibi kısa vadeli giderlerini karşılayabilmek için yeniden krediye yöneliyor. Kredi maliyetinin yüksek olması ise borç yükünün giderek büyümesine neden oluyor.
Kâr eden şirket bile ödemede zorlanabilir
Bir işletmenin bilançosunda kâr göstermesi, kredi taksitlerini zamanında ödeyebileceği anlamına gelmiyor. Vadeli satış yapan şirketler, gelirlerini aylar sonra tahsil ederken vergi, maaş, enerji ve ham madde ödemelerini beklemeden gerçekleştirmek zorunda kalıyor.
Bu süre farkı, özellikle sermayesi sınırlı olan küçük işletmelerde ciddi nakit açığı oluşturabiliyor. İşletme faaliyetlerinden gelir elde edilmesine rağmen kasaya zamanında para girmemesi, kredilerin yeniden yapılandırılmasına veya takibe düşmesine yol açabiliyor.
Büyük şirketlere göre hareket alanları daha dar
Büyük ölçekli şirketler ihracat geliri, döviz kredisi, tahvil ihracı ve sermaye piyasası araçları gibi farklı finansman kaynaklarına ulaşabiliyor.
KOBİ’ler ise büyük ölçüde bankalardan kullandıkları Türk lirası kredilere bağımlı bulunuyor. Bankaların risk iştahını azaltması, kredi limitlerini düşürmesi veya ilave teminat istemesi küçük işletmelerin seçeneklerini daha da daraltıyor.
Sorunlu kredilerin artması bankaların kredi değerlendirme süreçlerini sıkılaştırmasına neden olabilir. Bu durum henüz ödeme sorunu yaşamayan işletmelerin de yeni krediye ulaşmasını zorlaştırabilir.
Ticari kredilerde de ödeme sorunu büyüyor
Borç ödeme güçlüğü yalnızca küçük işletmelerle sınırlı kalmadı. Diğer ticari kredilerdeki takipteki alacaklar da bir yılda 98 milyar liradan 163 milyar liraya yükseldi.
Yaklaşık yüzde 66’lık artış, büyük ve orta ölçekli şirketlerin de yüksek faiz ve finansman baskısından etkilendiğini gösterdi.
Bununla birlikte en hızlı artışın KOBİ kredilerinde gerçekleşmesi, ekonominin istihdam ve üretim açısından en geniş tabanını oluşturan küçük işletmeler için riskin daha yüksek olduğuna işaret ediyor.
Eskişehir sanayisi için neden önemli?
Türkiye’nin önemli sanayi merkezleri arasında yer alan Eskişehir’de üretimin önemli bir bölümü küçük ve orta ölçekli işletmeler tarafından gerçekleştiriliyor.
Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde makine, metal, raylı sistemler, havacılık, otomotiv yan sanayi, beyaz eşya ve gıda gibi çok sayıda sektörde faaliyet gösteren işletmeler bulunuyor.
Finansman maliyetlerinin yükselmesi, üretici firmaların yeni makine yatırımını ertelemesine, stoklarını azaltmasına ve istihdam planlarını yeniden değerlendirmesine neden olabilir.
Sorunlu kredi eğiliminin devam etmesi halinde yalnızca şirketlerin bilançoları değil, tedarik zincirleri ve çalışanlar da bu süreçten etkilenebilir. Bir işletmenin ödeme güçlüğü yaşaması, kendisine mal ve hizmet sağlayan diğer firmaların tahsilatlarını da geciktirebilir.
Bankaların kredi muslukları daha da sıkılabilir
Takipteki alacakların artması bankalar açısından daha fazla karşılık ayırma ve risk maliyetinin yükselmesi anlamına geliyor.
Bankaların riskli gördükleri sektörlere yönelik kredi koşullarını ağırlaştırması, daha yüksek teminat talep etmesi veya vadeleri kısaltması gündeme gelebilir. Bu durumda işletmeler, borçlarını çevirebilmek için daha pahalı ve kısa vadeli finansman kullanmak zorunda kalabilir.
KOBİ’lerin üzerindeki baskının hafiflemesi için yalnızca politika faizindeki düşüş değil, bankaların ticari kredi faizlerine yapacağı yansıma da önem taşıyor.
Önümüzdeki dönemde hangi veriler izlenecek?
Kredi piyasasının yönünü Merkez Bankasının faiz kararları, bankaların ticari kredi politikaları ve iç talebin seyri belirleyecek.
Finansman maliyetlerinin gerilemesi ve işletmelerin nakit akışının güçlenmesi halinde takipteki kredi artışı yavaşlayabilir. Ancak faizlerin yüksek kalması ve tahsilat sürelerinin uzaması durumunda sorunlu kredilerdeki yükseliş devam edebilir.
Ekonomi açısından asıl risk, kredi ödeme sorununun yatırım ve üretime yansıması olacak. KOBİ’lerin finansmana erişiminin daha da zorlaşması; yeni yatırım, istihdam ve büyüme üzerinde baskı oluşturabilir.


