Toplumda sık rastlanan ama genellikle göz ardı edilen gözyaşı kanal tıkanıklığı hakkında Medicana Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mefkure Yalçıner, “Gözyaşının sürekli akması her zaman duygusal bir durum değildir; bazen bu, vücudun sessiz bir yardım çağrısıdır” ifadelerini kullandı. Gözyaşı kanal tıkanıklığının, gözyaşının burun boşluğuna akmasını sağlayan sistemdeki bir tıkanıklık nedeniyle meydana geldiğini belirten Yalçıner, “Normalde gözyaşı, göz yüzeyini temizledikten sonra kanallar aracılığıyla burun içine ulaşır. Ancak bu sistemde oluşan tıkanıklık, gözyaşının dışarı akmasına yol açar. Bu durum yalnızca estetik bir sorun değil, aynı zamanda göz sağlığını tehdit eden bir tabloya dönüşebilir. Yani gözyaşının sürekli akması her zaman duygusal bir durum değildir; bazen vücudun sessiz bir yardım çağrısıdır. Kişi dinlenirken, hatta evde bile gözyaşı kontrolsüz bir şekilde dışarı akış gösterebilir. Gözyaşı kanal tıkanıklıkları esasen iki grupta incelenir: doğuştan (konjenital) tıkanıklıklar ve yetişkinlikte oluşan tıkanıklıklar. Doğuştan görülen vakalarda tedavi seçenekleri farklılık gösterirken, yetişkinlerde gözyaşı kanal tıkanıklığının kalıcı tedavisi genellikle cerrahi yöntemlerle sağlanır.”

“Tedavi edilmediğinde tekrarlayan göz problemleri gelişebilir”

Hastalığın en belirgin belirtisinin sürekli göz sulanması olduğunu vurgulayan Yalçıner, şu şekilde devam etti: “Gözyaşı kanal tıkanıklığında hastalar genellikle sürekli sulanma, çapaklanma, gözde kızarıklık ve zaman zaman enfeksiyon şikayetleri ile başvurur. Özellikle sabah saatlerinde belirginleşen çapaklanma ve gün boyunca devam eden sulanma, hastaların sosyal yaşamını olumsuz etkileyebilir. Tedavi edilmediğinde enfeksiyon riski artar, tekrarlayan göz problemleri ortaya çıkabilir ve bu durum zamanla yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir.”

“Erken teşhis hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de başarı oranını artırır”

Op. Dr. Mefkure Yalçıner, ilerleyen vakalarda cerrahi tedavinin gündeme geldiğini belirterek, “Gözyaşı kanal tıkanıklığında en etkili tedavi yöntemlerinden biri dakriyosistorinostomi (DSR) ameliyatıdır. Bu işlemle tıkalı kanal bypass edilerek gözyaşının doğal akışı yeniden sağlanır. Ameliyat genellikle 30-60 dakika sürer, hastalar çoğunlukla aynı gün ya da bir gün içinde taburcu edilir. Tam iyileşme süreci birkaç hafta içinde tamamlanırken, bu ameliyatların başarı oranı oldukça yüksektir. Erken teşhis, hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de başarı oranını belirgin şekilde artırır,” dedi.

“Bebeklerde uzun süren göz sulanmalarında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır”

Gözyaşı kanal tıkanıklığının yalnızca yetişkinlerde değil, bebeklerde de sıkça görülebileceğini ifade eden Yalçıner, “Yeni doğan bebeklerde gözyaşı kanallarının tam olarak açılmamış olması nedeniyle sulanma ve çapaklanma görülebilir. Aileler bu durumu çoğu zaman basit bir göz problemi olarak değerlendiriyor. Ancak doğru masaj teknikleri ve gerektiğinde yapılacak müdahalelerle erken dönemde kontrol altına alınabilir. Bu nedenle bebeklerde uzun süren göz sulanmalarında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır,” şeklinde konuştu.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı